Emek Değer Teorisi

Girizgah
Bir portakalın fiyatı neden 60 lira da bir telefonun değeri 120.000 liradır? Biri diğerinden neden değerlidir? Markette doğal bir gerçeklik olarak sunulan “değer” ve “fiyat” kavramlarının arka planındaki toplumsal ilişkileri ve emek-değer teorisini inceleyip, tartışacağız.
Kapitalist toplumda bir metanın (ticari mal, sermaye) “değeri”, o metanın somutlaşan toplumsal olarak gerekli emek zamanıdır. Ancak bu emek zamanı, metalar birbirleriyle mübadele edilmedikçe “değer” biçimini alamaz; yalnızca teknik bir üretim maliyeti olarak kalır.
Değer Kavramının Niteliği
Değer ilişkisel ve göreli bir özelliktir, mutlak bir büyüklük olmamaktadır. Bir metanın değeri, başka bir metanın değeriyle kıyaslandığında vardır. Metaların üretimi için gerekli ortalama emek miktarları/zamanları birbirleriyle değişim ilişkileri aracılığıyla kıyaslanmıyorsa, bu metalar birbirine göre değer özelliklerine sahip olamaz. Toplumsal üretim ve değişim ilişkileri bu kıyaslanmayı sağlamaktadır.
Bu nedenle örneğin, mübadele ilişkileri olmadığında 1 evin değeri = 10 yatağın değeri olamaz. Bu metaların üretilmeleri için gerekli emek miktarları ya da zamanları mutlak büyüklükler olarak her zaman varlar ve ölçülebilirler; mübadele ilişkileri ortadan kalktığında dahi bu emek zamanları/miktarları var olmaya devam edeceklerdir. Fakat mübadelede kıyaslanma ortadan kalktığında, ürünler metal olmaktan çıkar ve birbirine göre, rölatif olarak var olan bir gerçeklik olarak değerleri yok olur.
Komünist Toplumda Değer ve Emek Zamanı
Değişim ilişkileri sosyalizmde sınırlanıp giderek tümüyle ortadan kalktığında, ürünlere aktarılan emek miktarları ya da emek zamanları değerleri oluşturmak. Komünizmde mübadele ilişkileri ortadan kalktığında, ürünlerin oluşumunda harcanan emek miktarlarının karşılaştırılması ve böylelikle nesnel bir gerçeklik olarak değerlerin var oluşu ortadan kalkar. Çünkü değer, mübadele ilişkileriyle ortaya çıkan/beliren olgudur.
Fakat ürünlerin üretimi için harcanan emek zamanları yok edilemez. Bu emek zamanları ürünlere komünizmde piyasa dolayımına girmeden doğrudan aktarılır. Üreticiler kendilerinin harcadıkları emek zamanları/miktarıyla orantılı olarak başka üreticilerin ürünlerinde ve hizmetlerinde sommutlanmış emek zamanlarını/miktarlarını toplumdan geriye alırlar.
Komünist toplumda emek zamanı hesaplanabilir olmaya devam eder; ancak emek ürünleri meta biçimini almadıkları için bu emek zamanları değer biçimini kazanamaz. Çünkü değer toplumsal ilişkisel bir gerçekliktir.
Değer, Emek Zamanı ve Mübadele İlişkisi
Ürünler değişim ilişkilerinde girip farklı emek zamanları birbiriyle karşılaştırılmadıkça ve karşılatırılmadıkça değerleri oluşmaz. Yani, emek harcanması, emek miktarı ya da zamanı değere eşit değildir. Emek harcanması metaların değerlerinin oluşması için gereklidir, fakat yeterli değildir. Emek harcanarak oluşturulmuş ürünlerin mübadele ilişkileri içerisinde birbirleriyle emek zamanları/miktarları açısından karşılaştırılması söz konusu değilse, oradaki emek/emek miktarı/emek zamanı değer olarak varoluş kazanamaz.
Günümüzden bir örnek verelim, Bahçemde yetiştirdiğim portakalların ya da evimin yanındaki küçük mandıramda ürettiğim peynirin içerdiği emek miktarına/zamanına rağmen kendi başına bir değeri bulunamaz. Ancak ve ancak bu portakallar veya peynirler, pazara çıkarıldığında, mübadele ilişkilerine sokulduğunda, diğer emek türlerinin ürünü metalarda içerilmiş emek zamanları/miktarlarıyla karşılaştırıldığında bir değere sahip olmaktadır. Bu nedenle değer, farklı emek türlerinden gelen emek zamanlarının/miktarlarının kıyaslanması, birbirine oranlaması sonucunda bir gerçekliğe sahiptir
Değer ile değişim-değeri özdeş değildir. Değer, metaların üretiminde harcanan toplumsal emeğin toplumsal bir ilişki olarak aldığı biçimdir; değişim-değeri ise bu değerin görünüş biçimidir. Değer, ancak değişim ilişkileri içinde değişim-değeri biçiminde görünür hale gelir. Kendi tüketimim için yetiştirdiğim portakal, emek ürünü olsa bile meta değildir; dolayısıyla değer ilişkisine girmez. Aynı portakal satış amacıyla meta olarak üretildiğinde, değer ilişkisine dahil olur.
Değerin Üç Boyutu: Töz, Büyüklük, Biçim
Değer teorisini anlamak için değer tözü, değer büyüklüğü ve değer biçimi ayrımını yapmak gerekir. Değerin tözü, kapitalist meta üretiminde farklı somut emeklerin ortak toplumsal niteliğe indirgenmesini sağlayan soyut insan emeğidir. Değer büyüklüğü ise bu soyut emeğin toplumsal olarak gerekli emek zamanı biçimindeki niceliksel belirlenimidir. Değer biçimi ise bu toplumsal ilişkinin görünür hale geldiği biçimdir; kapitalist toplumda bu biçim değişim-değeri ve onun gelişmiş ifadesi olan paradır. Bu nedenle değer, yalnızca üretimde harcanmış emek miktarı değildir; bu emeğin toplumsal olarak tanınmasının tarihsel biçimidir.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!